Vilnius Seyahat Rehberi

Vilnius’ta akılda kalan şey şehir değil; kısa anlar ve uzun sessizlik.

Gece Vilnius’a iniyorum. Gar küçük, sessiz ve neredeyse boş. İçeride açık yer yok denecek kadar az. Bir wifi ararken aynı dertten muzdarip üç Türk öğrenciyle karşılaşıyorum. Finlandiya’da Erasmus’talarmış.

Kısa sürede tanışıyoruz. Gidecekleri yeri bulmaya çalışıyoruz. Harita açılıyor, rota çiziliyor, “buradan bineceksiniz” deniyor. Kısa bir süreliğine şehir anlam kazanıyor. Yalnızlık dağılıyor.

Sonra onlar otobüse biniyor.

Ve şehir tekrar kapanıyor.

Vilnius sokakları
Bir anda kalabalık, bir anda boşluk.

İlk İzlenim

Yürümeye başlıyorum. Haritaya göre yakın. Ama yol uzuyor.

Bir süre sonra fark ediyorum: sokaklarda kimse yok.

Gerçekten kimse yok.

Ne bir araba, ne bir insan, ne bir ses.

Durup etrafa bakıyorum.

“Burada başıma bir şey gelse… kimse fark etmez.”

O an yürüyüş değişiyor. Keşif olmaktan çıkıyor. Sadece varmaya çalışıyorum.

Adımlar hızlanıyor. Düşünceler gereksiz yerlere gidiyor. Sonra kendime kızıyorum.

“Saçmalama” diyorum.

Ama yine de hızlanıyorum.

Aziz Anne Kilisesi
Şehir sessiz ama iz bırakmayı biliyor.

Sabah olunca şehir biraz açılıyor. Ama o geceki hissin izi kalıyor. Vilnius küçük, sakin ve mesafeli.

Şehir Deneyimi

Şehir ikiye ayrılmış gibi. Bir tarafı düzenli ve yeşil. Diğer tarafı boşluklu ve biraz dağınık.

İnsanlarla iletişim de benzer. Gençler iyi İngilizce konuşuyor ama orta yaş üstü neredeyse hiç bilmiyor. “go, right right” burada geçerli bir tarif yöntemi.

Gediminas Kulesi
Çıkıyorsun, yoruluyorsun, bir de üstüne tadilat sesi ekleniyor.

Gediminas Kulesi’ne çıkıyorum. Manzara güzel. Ama yine klasik: tadilat.

Şehrin en hareketli yeri Gedimino Caddesi. Orada kısa ama garip bir an yaşıyorum.

Bir çocuk yaklaşıyor. Para istiyor. İngilizce konuşuyoruz derken bir anda Türkçe konuşmaya başlıyor:

“Kardeşim…”

Şaşırıyorsun. Sonra durum netleşiyor. Kısa bir gerginlik, küçük bir tersleme ve bitiş.

Vilnius’un en “hareketli” anı bu oluyor.

Küçük Bir Detay

Vilnius’ta fark ettiğim küçük ama garip bir şey vardı.

Birine teşekkür ediyorsun.

Cevap şu oluyor:

“Good luck.”

İyi günler değil. İyi akşamlar değil.

İyi şanslar.

İlk duyduğumda direkt aklıma Hostel filmi geldi.

Bir anlık garip bir his yaratıyor.

Sonra fark ediyorsun ki bu burada normal.

Belki de bu şehir için en doğru cümle bu:

Good luck.

Genel Değerlendirme

Vilnius küçük bir şehir. Kendi halinde. Zorlamıyor, etkilemeye çalışmıyor.

Bu yüzden güçlü değil ama rahatsız da etmiyor.

Bende kalan şey şu oldu: Vilnius bir şehir değil, bir geçiş.

Kısa bir sohbet, uzun bir yürüyüş ve bolca sessizlik.

Yine de bu sessizliğin bir geçmişi var. Bu coğrafyanın yaşadıkları düşünülünce, bugünkü hali saygı uyandırıyor.

Pratik Bilgiler

Vize gerekli mi?

Evet. Schengen vizesi ile giriş yapılabiliyor.

Çantada neler olmalı?

Su, atıştırmalık ve sağlam bir mont. Rüzgar ciddi.

Nerede konaklanmalı?

Merkeze yakın bir yer yeterli. Şehir küçük.

Ne yenir, ne içilir?

Öne çıkan güçlü bir mutfak deneyimi yok.

Hatıra olarak ne alınır?

Magnet güvenli seçim.

İnsanlarla iletişim nasıl?

Gençler iyi, orta yaş üstü zayıf.

Ne zaman gidilmeli?

Yaz ayları daha mantıklı.

Mutlaka görülmeli

  • Gedimino Caddesi
  • Gediminas Kulesi
  • St. Anne’s Kilisesi

Ne kadar süre kalmalı?

1 gün yeterli.

Comments

“Vilnius Seyahat Rehberi” için 4 yanıt

  1. Nur Başgülşen avatarı
    Nur Başgülşen

    Suan tam da o otobüs garinda bekliyorum günün aydinlanmasini ve güzel yazinizi okuyorum..Bakalım nasil bir gün gececek 🙂

    1. Metin Yılmaz avatarı

      İnanın çok mutlu oldum yorumunuzu görünce. Hem birilerinin oralarda yazımı okuyor olmasına hem de beni bu sabah oralara götürdüğü için 🙂 Umarım çok güzel bir gün geçiriyorsunuzdur.
      Çok teşekkür ederim.

  2. Simge Denktas avatarı
    Simge Denktas

    Metin abi selam, ben Simge 🙂

    Dün bir arkadaşım Litvanya gezisi için blogları kurcalarken bu yazını görmüş, bahsettiğin kişilerin de biz olduğunu anlayınca haber verdi bana. Yıllar sonra senin bu yazını okumuş ve selamını almış olduk böylece 🙂 Merve’yle bizim de sana çok selamımız var. O gün kalacağımız yeri senin sayende bulmuştuk, ayrıca önerdiğin Triposo sayesinde daha bir sürü yeri rahatlıkla, hiç zorlanmadan gezebildik, teşekkür ederiz tekrardan sana. 🙂
    Not: O gezgin ruhtan hiçbir şey kaybetmedik, bu sene de gezmeye devam. Budapeşte ve Paris için plan yaparken tavsiyelerini göz önünde bulunduracağım.. 🙂
    İyi günler dilerim 🙂

    1. Metin Yılmaz avatarı

      Merhaba Simge,
      Çok mutlu oldum yorumunu görünce, o günlere gittim bir an. Çok net bir şekilde hatırladım otobüsden indiğim andan, otele kadar olan zamana kadar. Triposo sayesinde bulmuştum bende. Hepimizin çok işine yaradı daha da yaramaya devam ediyor. Reklam gibi oldu ama hakikaten reklamdan değil 🙂

      Gezginlik bir kere bulaştı mı bırakılmaması gereken bir alışkanlık 🙂 Her zaman sizlerle olmasını dilerim. Ne o ne de siz onu bırakmayın. Daha görülecek çok fazla yer var. Budapeşte ve Paris güzel iki şehir. Özellikle Paris’de çok fazla gezilmesi gereken müze var. Hiçbirini es geçmemenizi tavsiye ederim.

      Selamımın ulaşmasına çok sevindim, paylaşmanın, blog yazmanın faydası oldu 🙂

      İyi gezmeler!

Bir yanıt yazın

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Bu site istenmeyenleri azaltmak için Akismet kullanır. Yorum verilerinizin nasıl işlendiğini öğrenin.