Kategori: Macaristan

  • Budapeşte Seyahat Rehberi

    Budapeşte Seyahat Rehberi

    Budapeşte sıcak, büyük ve etkileyici bir şehir. Ama bazen bir şehrin güzel olması, insanı gerçekten kendine çekmesine yetmiyor.

    Prag’dan otobüse binip Budapeşte’ye doğru yola çıkıyorum. Student Agency Bus temiz, ucuz ve düzenli görünüyor. Yolculuk da fena başlamıyor. Hatta bir ara kendi kendime “Bu sefer güzel bir seyahat olacak galiba” dediğimi hatırlıyorum.

    Yol boyunca birkaç yerde duruyoruz. Demek ki şehirler arası otobüsün dolmuş gibi davranması sadece bize özgü değilmiş. Buna da tamam diyorum. Yanıma oturanlar değişe değişe yolculuk devam ediyor, en son hoş sohbet bir İspanyol öğrenci geliyor. Klasik sorularla başlayan konuşma kısa sürede İspanya’ya bağlanıyor. “Kuzeye değil, güneye gidin” gibi tavsiyeler havada uçuşuyor. Bizde doğu-batı neyse, onlarda kuzey-güney o.

    Akşama doğru Budapeşte’ye varıyorum. İndiğim yer bildiğiniz direk önü. Kocaman şehirler arası yolculuk yapmışsın, finalde bir direğin yanında iniyorsun. Yakında büyük bir gar olmasına rağmen orayı kullanmamaları da ayrı bir konu. Taksiye ihtiyacım yok; çantamı sırtlanıp otele doğru yürümeye başlıyorum.

    Sokaklar fazlasıyla ıssız. İlk kez bu seyahatte kendimi pek güvende hissetmediğimi fark ediyorum. Bunun ne kadarı gerçek, ne kadarı yıllarca maruz kaldığımız filmler ve televizyon saçmalıkları bilmiyorum. Ama hissin kendisi gerçekti. Otele varınca bunu daha net anladım: Yorgunluk, gece ve yabancı bir şehir bazen insanın kafasında fazla şey büyütüyor.

    Budapeşte gece manzarası
    Budapeşte’nin geceyle arası, gündüzden daha iyi.

    İlk Gün: Parklar, Gar ve Sokaklar

    Ertesi gün daha dinlenmiş halde dışarı çıkıyorum. Fotoğraf makinemi görünce resepsiyondaki görevli hemen sohbete giriyor. Meğer kendisi de fotoğraf çekiyormuş. Hangi lens, hangi filtre, hangi teknik derken konu uzuyor. Sonra kendi makinesini getiriyor; silah olarak da kullanılabilecek kadar büyük bir Nikon ve yanında bir sürü ekipman. Ben küçüldükçe o büyüyor. Son olarak “Bu ekipmanla iyi kare yakalayamazsın” deyince klasik Türk refleksiyle içimden “hadi oradan” deyip çıkıyorum.

    Budapeşte’de ilk dikkatimi çeken şeylerden biri parklar oluyor. Özellikle çocukların ve ailelerin parkları kullanma biçimi. Bizdeki “aman düşecek, aman kalkacak” paniği burada yok. Çocuklar düşüyor, kalkıyor, oynuyor, kendi kendine devam ediyor. Bu bile tek başına bir şehir gözlemi aslında.

    Budapeşte parkı
    Parkları görünce insan biraz şunu düşünüyor: çocuk yetiştirmeyi bizden daha sakin biliyor olabilirler.

    Keleti Railway Terminal ise gerçekten etkileyici bir yapı. Dışı da içi de güçlü. Bizde benzer bir yapının nasıl hoyratça harcanabileceğini bildiğim için ister istemez biraz iç çekerek bakıyorum.

    Şehirde uzun uzun yürüdüm. Bazen bu yürüyüşler bir yerin kendisinden daha çok şey söylüyor. Budapeşte’de de öyle oldu. Bazı sokaklar çok güzel, bazıları ise bir anda sönüyor. Şehir bir noktada sizi içine çekiyor, bir noktada bırakıyor.

    Tuna, Heykeller ve Gündüz Hissi

    Tuna nehri boyunca yürürken Triposo’da işaretlediğim yerlerden biri olan Küçük Prens heykeline uğruyorum. Prens demişler ama bana biraz soytarıyı andırdı. Yanlış anlaşılmasın, soytarıyı aşağılamak için söylemiyorum; hatta bazı durumlarda daha üst mertebe sayarım.

    Budapeşte gündüz gözüyle bakınca, bütün ihtişamına rağmen bende çok büyük bir etki bırakmadı. Bunu yazınca sanki şehir kötüymüş gibi anlaşılıyor ama öyle değil. Sadece beklediğim kadar çarpmadı. Tuna güzel, köprüler güzel, yapılar etkileyici; ama bir şey eksik gibi.

    Belki mesele tam da burada. Şehir büyük, tarihi ve güçlü; ama bazen fazla büyük, fazla taşlı ve fazla suskun geliyor. Her şey yerli yerinde ama o yerin içinde insanı içine alacak tılsım bende pek oluşmadı.

    Budapeşte gündüz manzarası
    Gündüz gözüyle bakınca, bütün ihtişamına rağmen biraz mesafeli bir şehir.

    Gece: Şehrin Asıl Yüzü

    Budapeşte’de gece olunca iş değişiyor. Işıklar yanınca şehir bir anda başka bir hale bürünüyor. Özellikle Parlamento Binası neredeyse yeniden çizilmiş gibi duruyor. Gündüz bende çok güçlü bir iz bırakmayan şehir, gece bir anda toparlanıyor.

    Budapeşte Parlamento Binası gece
    Budapeşte’nin en güçlü hali bence gece başlıyor.

    Yine de bu güzellik, nehir boyunca hissediliyor daha çok. Oradan uzaklaşınca şehir bir anda ıssızlaşıyor. Sokaklar boşalıyor, bazı yerler bakımsızlaşıyor, çöpler ve izmaritler görünmeye başlıyor. Bu yüzden Budapeşte bende hep iki farklı şehir gibi kaldı: biri ışıkların altındaki şehir, diğeri ışıklardan uzaklaştığınızda ortaya çıkan.

    Akşam fotoğraf çekmeye çıktığım sırada iki kadın benden fotoğraflarını çekmemi istedi. Klasik turist sahnesi gibi başladı, sonra hızlıca “bir şeyler içelim” noktasına geldi.

    Normalde burada hikâyenin nasıl devam ettiğini tahmin ediyorsunuzdur. Ben de az çok biliyordum. Sonradan öğrendim ki bu işin sonu bazen oldukça pahalıya patlayabiliyormuş. Ekşi’de benzer bir hikâye okudum; adamın biri aynı şekilde bir mekâna götürülmüş, hesap gelince işin rengi değişmiş. Polisi çağırmış ama “zorla mı yaptırdılar?” sorusuna “hayır” deyince konu kapanmış.

    Ben de o noktada fazla düşünmeden teşekkür edip yürümeye devam ettim. Bazen en doğru karar, hiç maceraya girmemek oluyor. Budapeşte’de öğrendiğim şeylerden biri de şu oldu: her davet iyi bir hikâyeye dönüşmeyebilir.

    Sonuç olarak Budapeşte kötü bir şehir değil, hatta birçok açıdan güçlü. Ama bende bıraktığı his beklentimin biraz altında kaldı. Güzel, büyük, tarihi ve geceleri etkileyici. Yine de bütün bu özellikler bazen bir şehri sevmek için yetmiyor.

    Pratik Bilgiler

    Vize gerekli mi?

    Evet. Schengen vizesi ile giriş yapılabiliyor.

    Çantada neler olmalı?

    Su, küçük atıştırmalıklar ve rahat yürüyüş ayakkabısı yeterli. Akşam geç saatlerde açık yer bulmak her zaman kolay olmayabiliyor.

    Nerede konaklanmalı?

    Merkeze çok uzak olmayan, metroya yakın bir yer mantıklı. Ben Hotel Fortuna’da kaldım; çok sessiz değildi ama fiyatına göre idare ederdi.

    Ne yenir, ne içilir?

    Kürtőskalács denenebilir. Goulash ve Langos da şehirde sık görülen seçeneklerden.

    Hatıra olarak ne alınır?

    Ben yine klasik çizgiden sapmayıp magnet aldım. Daha yaratıcı davrananlar için şehirde başka seçenekler de bulunur elbette.

    İnsanlarla iletişim nasıl?

    Genelde sorun yaşamadım ama şehir bende hafif bir temkin duygusu bıraktı. Çok sıcak bir his değil, daha mesafeli bir his.

    Ne zaman gidilmeli?

    Soğuk olmayan herhangi bir dönemde rahatça gidilebilir. Bahar ve yaz başı daha keyifli olabilir.

    Mutlaka görülmeli

    • Macaristan Parlamento Binası
    • Chain Bridge
    • Krallar Meydanı
    • Matthias Kilisesi
    • Budapeşte Kalesi
    • Keleti Railway Terminal
    • Margaret Adası
    • Váci Utca

    Ne kadar süre kalmalı?

    2 gün iyi olur. Zaman darsa 1 günde de çok yer görülebilir ama şehir geceyle birlikte anlam kazandığı için en az bir gece kalmak mantıklı.