Seyahatteyim

Varşova Seyahat Rehberi
Sabahın çok erken saatlerinde Varşova’ya geliyorum. Hatta o kadar erken ki henüz güneş doğmamış durumda ve garda hemen hemen her yer kapalı. Hemen kendime bir kahve ısmarlamak istiyorum. 7/24 açık olan tek bir yer var. Alternatifsizlikten dolayı giriyorum ve kahve kısmından kendime güzel bir kahve alıyorum. Masaların çoğu dolu durumda, yolcuların büyük kısmı buraya gelmiş. herkes benim gibi beklemede. Bende bir masaya doğru yönleniyim derken birde ne göreyim? Vilnius’da otogarda tanıştığım erasmus öğrenci arkadaşlar, Merve, Simge ve Aydın masada oturuyorlar. Meğer aynı otobüsle gelmişiz, tabi gece saati bindiğimden, hiç farketmedim. Gün aydınlanana kadar hoş bir sohbete başlıyoruz. Vilnius değerlendirmesi, Varşova nasıldır…

Gün aydınlanıyor ve şehri keşfetmek için gardan ayrılıyoruz. Seyahat arkadaşlarımla vedalaştıktan sonra, yürümeye başlıyorum. Eğer bu yazıyı okuyorlarsa, selamlarımı gönderiyorum, kendinize iyi bakın oralarda diyorum. Gardan çıkar çıkmaz tam karşımda Varşova’nın simgesi dev yapıyı görüyorum, Kültür ve Bilim Sarayı (Palace of Culture and Science). Polonyalılar bu yapıyı sevmiyorlar, hatta bu yapının görünmemesi için çevresine büyük gökdelenler yapmaya başlamışlar. Neden derseniz bu yapıyı yaptıran kişi Stalin. İkinci Dünya Savaşı sonrasında Polonya halkı rahata kavuşamamış. Rusların baskısı ile komünizme geçiş başlamış ve o dönemler Polonya için iyi geçmemiş.

Sarayın yapımına 1952 yılında başlanmış ve üç yılda bitirilip, Polonya’ya hediye edilmiş. Fakat Polonya bu hediyeyi red edememiş çünkü o yıllarda Polonya sovyetler tarafından yönetiliyormuş. Günümüzde ise tarihi bir yapı olmasından sanırım, Polonyalılar görmezden gelmeye çalışıyorlar. Her ne kadar 230 metrelik bu büyük yapı Varşova’nın hemen hemen her yerinden görünsede. Komüizm döneminde batılı sanatçı izleyemeyen Polonyalılar 1967 yılında ilk batılı konserleri izlemeye başladılar bu sarayda. Rolling Stones, Leonard Cohen, Marlene Dietrich, Luciano Pavarotti ve Tori Amos konserleri bu yüzden oldukça önemli durumda.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 01
Sarayın çevresinde ve içinde toplam 550 heykel bulunuyor. Sarayın yapımında 3500 sovyet işçisinin çalıştığı ve çalışmalarda 16 kişinin hayatını kaybettiği biliniyor. Aynı zamanda Varşova’da çekilen fotoğraflarda en fazla tercih edilen yapıda bu saray. Turistler genellikle 30. kattan Varşova manzarası çekiyor ve aşağıya inip sarayın fotoğraflarını çekiyor. Sarayın sadece heybetli görüntüsü değil, aynı zamanda detaylarıda çok güzel. Örneğin, çevresinde bulunan heykeller ve çeşmeler. Bahçesi çok daha iyi durumda olması gerekirken, Polonyalılar yüzünden sanırım oldukça bakımsız ve pis bir durumdaydı. Aynı zamanda binanın bir kaç noktasında kırılmalar ve dökülmeler bulunuyordu.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 02
İlerliyorum ve hoş ağaçlıklı bir parkın içinden geçiyorum. Askerlerin nöbet tuttuğu bir yapı var (Tomb of the Unknown Soldier), parkın bitiminde, onuda geçiyorum ve geniş bir alana ulaşıyorum. Burdan sonra içerilere doğru yürümeye devam ediyorum.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 03
Bilinmeyen Asker Anıtı ve Saski Bahçeleri’nde birer fotoğraf çekmeyi ihmal etmiyorum.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 04
Varşova sokakları sessiz sakin ve az insana sahip. Trafik bizim trafiğimize çok az benziyor. Şöförler çokda nazik değil. Bizdeki hoşgörüsüzlüğün %5 ni düşünün işte o kadarlık bir hoşgörü yoksunluğu var. İnsanlar sanki biraz gergin.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 05
Yürümeye devam ediyorum, ve old town denilen yere yani eski şehire ulaşıyorum. Burası eski Polonya’yı yansıtıyor. Özellikle dikkatimi çeken kapı tasarımları oluyor. Kapıların ve pencerelerin üzerinde beton ve metal heykeller bulunuyor. Meydanın ortasında ise çeşitli hediyelik eşya satıcıları, sanatçılar, müzisyenler bulunuyor. Varşova’da bulunan en güzel yer diyebilirim.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 06
Ara sokaklardan yürümeye devam ediyorum. Dikkatimi binaların altındaki dökülmeler çekiyor. Her binanın altında parçalanmalar ve bozulmalar var. Birkaç binayı restorasyona almışlar belki bunlarada sıra gelecektir diye ilerlemeye devam ediyorum. Old town’a çıkan her yol oldukça dar ve tarihi. Bu hoşuma gidiyor. Aynı zamanda bazı girişlerde kaideler dikkatimi çekiyor. Komünizm zamanında bazı güzel binaları yıkmamışlar yada yıkamamışlar diye düşünüyorum. Fakat birçok yapının rus işgalinde tahrip edildiğini okuyorum birçok kaynakta.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 07
Binlerce insanın hayatını kaybettiği Varşova İsyanı ile ilgili yapılmış anıta geliyorum. Ağustos 1944 yılında başlayan bu isyanda Polonyalılar Almanlara karşı direnişe geçmişler. Almanların güçlü silah ve teçhizatının yanı sıra, kızıl ordunun isyancılara yardım etmemeside eklenince, 63 gün dayanabilmişler ve sonrasında teslim olmuşlar. 120.000’nin üzerinde insanın öldürüldüğü, binlerce insanında yaralandığı biliniyor.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 08
Şaka gibi değil mi? Evet hakikaten burda da birçok yer tadilatta! İnanamıyorum resmen tadilatlardan belli yerlere giremiyorum. Varşova’da onlarca yerde tadilat vardı. Çok romantik bir başlık olmayacak ama resmen Varşova’da Tadilat adlı filmin başrolünde gibi hissediyorum kendimi.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 09
Sizi bilmem ama ben hayatımda bu kadar kötü bir metro girişi görmedim. Hayır hiç mi örnek almadınız bir yerlerden? Hiç mi bakmıyorsunuz etrafınıza? Bu kadar kötü olur mu yahu? Kocaman mor camlı bir M harfi, önünde bir M harfi daha ve o da sarı yuvarlak. Renk uyumu facia, tasarım facia, kullanılabilirlik bilemiyoruz… Bu girişlerde de tadilat olduğu için iç kısımlarını göremedim fakat birkaç sokak ötede başka bir durağa bakıyorum ve yine aynı tasarımla karşılaşıyorum. İç kısımlarıda benzer şekilde kötü yapılmış. Polonya’ya acil olarak mimar ve tasarımcı göndermeliyiz.

Varşova Seyahat Rehberi varşova seyahat rehberi Varşova Seyahat Rehberi varsova 10
Varşova’da geçirdiğim dolu dolu bir günüm biterken, gara doğru yürümeye başlıyorum. Varşova seyahatimde aklımda kalan yada şunuda yapsaydım dediğim pek bir şey kalmıyor. Bu gri şehiri ve yer yer sıcak kanlı insanları ardımda bırakıyorum. Bu arada Polonya’ya kadar gelipde Polonyalı kızlardan bahsetmezsek sanırım ayıp etmiş oluruz. Her sitede görmüşsünüzdür şöyle güzel kızlar böyle güzel kızlar, hayatınızda böylesini göremezsiniz!!! gibi birçok abartı yazılar dolaşır durur. Evet hakikaten güzeller birşey diyemem fakat abartılacak kadarda değil. Ayrıca güzellik anlayışının göreceli bir kavram olduğunuda göz önünde bulundurursak eğer, bazılarına göre güzel olmayabilirler. Örneğin, sarışınlardan haz etmeyen bir erkek bunu düşünebilir. Sarışın bir kadından hoşlanmayan erkek olur mu hiç? dediğinizi duyar gibiyim. Evet bencede olmaması çok güç, belkide imkanlı değil. Ama geçenlerde Tolga Çevik’in bir röportajında sarışınlardan korktuğunu söylediğini düşününce, sarışınlardan korkan insanlar varsa hoşlanmayanlarda vardır diye düşünmeye başladım. Sarışın bir kadını güzel bulmayan kişiler içinde Polonya kızları güzel değildir. Şahsi fikrim ise kesinlikle güzeller bu konuda yalan dolan yada kıvırmaya, marjinallik yapmaya hiç gerek yok.

Złoty, Sokak Direkleri ve Exchange Görevlisi Kadın
Polonya otogarına gittiğimde çantamı almak için alt kata iniyorum. Alt kata indiğimde çantamı bıraktığım bagaj odasındaki görevli kadına ödeme için kartımı uzatıyorum. Fakat kadın bana kartın geçmediğini gösteriyor bir broşür ile. Konuşmuyor çünkü ingilizcesi yok. Başka bir görevli daha var içeride fakat o da bilmiyor. Polonya’nın başkentindeyim, en fazla turistin olduğu yer olan otogardayım, %95 müşterisi turist olan bagaj odasındayım ve ingilizce bilen biri yok. Neyse diyorum Euro uzatıyorum ve euroda geçmez diyor karşımdaki hanfendi elindeki broşürün farklı bir sayfasına parmağını sürterek. Ne yapacağım peki diyorum? Cevap yok… Polonya para birimi olan Złoty‘lerden gösteriyor ve bana eliyle on yapıyor yani on Złoty istiyor. Olayı anlıyorum ve çıkıyorum. Üst katta exchange ofis var oradan on Złoty istiyorum karşılığında kaç Euro vermem gerekiyor diyorum. Görevli kadın enteresan bir ingilizce-lehçe kırması dil ile bana değil elimdeki eurolara bakarak ver anlamında birşeyler yapıyor. Ben yine on Złoty istediğimi söylüyorum. Bana bir sürü bozuk para veriyor ve birkaç tanede kağıt para veriyor. Neyse diyorum bir kez daha aşağıya iniyorum Bir bildiği vardır herhalde diyorum. Aşağıya inip çantamı alıyorum ödemeyi yapıyorum. Elimde bir sürü bozuk Złoty daha kalıyor. Kadın bir kaç kağıt Złoty haricinde iki tanede bozuklarından alıyor ve kalan Złoty parçacıklarını bana veriyor. Yukarı çıkıyorum bu kez çantam benimle artık çantama kavuştum biraz daha özgüvenliyim. Exchange kadına fazla para verdiğini boş yere Euro bozduğunu ondan sadece on Złoty istediğimi söylüyorum. Kadın ingilizce-lehçe karışımından sıkılmış olacak bana bu kez lehçe birşey diyor. Anlamadığımı ingilizce söylemesini rica ediyorum bu kezde konuştuğumuz yerdeki kapağımsı şeyi kapatıyor. Haliyle sinirleniyorum. Annesi ve kendisi ile ilgili hal-hatır soran tarzda Türkçe birkaç deyim kullanıyorum. Aşağıya iniyorum tekrar. Duvara dayanmış sohbet eden polisleri görüyorum. Yanlarına gidip bir sorunumun olduğunu söylüyorum. İngilizce bilmediklerini, birazdan ingilizce bilen birinin geleceğini birşekilde anlattıklarını sanıyorlar fakat ben hal ve hareketlerinden anlıyorum. Polonya’nın başkentindeyim, en fazla turistin olduğu yer olan otogardayım, bir sorun olduğunda müdahale edecek olan güvenlik birimine gidiyorum ve ingilizce bilen biri yok. Bir neyse de bu olay için patlatıyorum ve beklemeye başlıyorum. Tıknaz bir abla geliyor ve akıcı bir şekilde konuya giriyorum. O gelmeden önce hazırlıklarımı yapmış en güzel şekilde cümlelerimi kurmuş durumdayım. Ne olur ne olmaz anlatamam, anlaşılamam yada yanlış bir cümle kurarım sıkıntı olmasın. Sonuçta polis her yerde polisdir. Polis abla beni dinliyor daha doğrusu dinliyor gibi yapıyor ve sonrada; “exchange ekranında Euro karşılığı ne ise onu almışlardır” diyor. Bir kez daha anlatıyorum. Fazladan bozduğunu elimde boşu boşuna bir sürü Złoty kaldığını söylüyorum. Hafif gülümser bakışlarıyla tekrar aynı cümleyi kuruyor tıknaz olduğu kadar nazlı polis ablamız. Teşekkür ediyorum ve bir neyse daha patlatıyorum sizden değerli mi canım aaa 🙂 Yukarıya çıkıyorum, hiçbir şey olmamış gibi Złoty bozukluklarını veriyorum Euro istiyorum diyorum. Bana iki Euro ve yine Złoty bozuklukları veriyor ve kapağı kapatırken söyleniyor. Bende kendisine iyi dileklerimi ve kendisi ile sokak direkleri ile ilgili küçük bir mani düzüyorum. Anlamıyor tabi. Anlayana sivri sinek saz anlamayana sazı… Neyse diyorum yine alıyorum bozuk Złoty’lerimi gidiyorum. Marketten iki su alıyorum Złoty’lerimle. Kalan Złoty parçacıklarımıda montumun cebine atıyorum.

Şimdi bu olayda bende de hata vardır mutlaka kabul ediyorum fakat burda yaklaşıma dikkatinizi çekmek istiyorum. Ben bir turistim yani bir nevi misafir. Görevli kişilerin ters cevaplarla konuşması hatta bilmediğim bir dilde konuşması, kapı kapatması, sesini yükseltmesi ve donuk bir gülüşle robot gibi aynı cevapları vermesi hiç doğru değil. Bizim insanımızın turistlerden fazla para alması, tabiri caizse kazıklaması, turist kadınlara karşı hep cinsel bir obje gibi bakması ne kadar korkunç bir davranışsa bu yapılan davranışda kötü bir davranış. Tamam kabul ediyorum bizim insanımızın yaptığı çok daha kötü kabul ama bu davranışda kötü. Polonya’nın yüzü olacak bir yerde daha doğrusu turistlerin ilk karşılandığı yerlerden birinde böyle bir olay yaşamak beni hem üzüyor hemde Polonya’nın geneline karşı bir tavır takınmama neden oluyor. Allahtan bir kişinin yaptığı hareketi bütün ülkeye yayacak yapıda değilim. Fakat bu olayın kahramanlarının otogarda olması ve her yabancı insanın ilk olarak bu insanlarla karşılaşacağını bilmek beni biraz ürkütüyor. Çünkü, o insanlarda genelleme yapacak ve belkide tüm ülke insanlarını aynı kefeye koyarak değerlendirecek.

Gardan çıkıp otobüsün kalkacağı durağa ilerliyorum. Bildiğiniz yolun kenarı durak falan yok. Oldukçada kalabalık, bir sürü milletten bir sürü insan bekliyoruz. Her dilden konuşuluyor neredeyse, bir Türkçe yok onuda ben içimden konuşuyorum yalnız olduğum için. Japon olduğunu tahmin ettiğim bir genç, yanıma yaklaşıyor ve telefonundan aldığı bileti gösteriyor. Otobüsün buradan kalkıp kalkmadığını öğrenmek istiyor. Bileti inceliyorum ve doğru yerde olduğunu söylüyorum. Bilmediğim bir yerde adres tarif etmeye alışkın olduğum gibi, yer bulmayada alışkınımdır. Japon arkadaşın otobüsü Vilnius’a gidiyor, ben ise Prague otobüsünü bekliyorum. Otobüsler genellikle her şehirde duruyorlar. Yolcu indirip yolcu alarak ilerliyorlar. Ben Varşova’ya gelirken aslında bindiğim otobüs Prague’a gidiyordu örneğin. Oda yalnız bir gezgin ve benim tam ters istikametimde bir rota çizmiş. İstanbul’da seyahat listesindeymiş fakat ilk önce baltık ülkelerini ve iskandinav ülkelerini gezecekmiş. Ondan sonrada İstanbul’a gelecekmiş. İstanbul’u büyülü bir şehir sanıyor, otantik ve Türk adetlerinin yaşatıldığı bir yer olarak görüyormuş. Birşey demiyorum, hayalleri yıkılmasın diye, gelip kendi gözleriyle görsün. Vilnius otobüsü geliyor, Japon arkadaşa gösteriyorum otobüsü ve gidiyor teşekkür edip. Bende biraz daha bekliyorum. Biraz daha üşüdükten sonra benim otobüsümde geliyor ve Prague için yola çıkıyorum.

Son söz olarak…
Varşova ile ilgili birçok yazı okudum, birçok belgesel izledim. Tarihleri boyunca çok kötü zamanlar geçirmişler. Üzülmekten ileri bir duygu besliyorsunuz bunları okudukça, izledikçe. Hem Almanlar hemde Ruslar tarafından sürekli olarak hor görülmüşler ve katledilmişler. Fakat tüm bunlara rağmen yinede ayağa kalkmışlar ve hayatlarına devam etmeyi bilmişler. Bu yönden hiçbir şey diyemem, saygıyı sonuna kadar hak ediyorlar. Fakat insanlarında bazı sorunlar var. Tarihten gelen bu durum yüzünden olabilir bilemiyorum, yaklaşımları iyi değil daha doğrusu iyi niyetli, yardımcı olmaya yönelik değil. Sonuçta ben bir turistim, ülkenizi gezmeye gelmişim belli bir zaman ülkenizde duracağım sonrada gideceğim. Sizin ülkenizde birkaç saatlik misafirim ben. Polonya insanın yaklaşımı ise son derece net ve soğuk. Bu yaşadıkları coğrafyadan yada yaşadıklarından dolayı olabilir ya da bana hep enteresanları denk gelmiş olabilir bilemiyorum ve genelleme yapmıyorum. Sadece başımdan geçenleri yazıyorum. Bu tavırlarını düzeltmeliler diye düşünüyorum. Çünkü şehirlerine gelen zaten az bir tursit var, bu şekilde davranmaya devam ettikleri sürece bu sayı daha da azalacaktır. Belkide dediğim gibi bana öylesi denk gelmiştir ve ben ekstra tepki veriyorumdur bilmiyorum. Fakat son tavsiye olarak Varşova’ya uzun bir zaman ayırmayın, hatta daha iyi bir alternatifiniz varsa onu değerlendirin. Varşova yerinede Polonya’nın bir diğer büyük şehiri Krakow’u tercih edin. Bana verilen tavsiyeler hep bu şekildeydi fakat ben yine burnumun dikine gittim. Neyse artık bir dahaki sefere Krakow’u görmeye giderim. Eğer illa ben göreceğim dersenizde, Varşova hakkında beklentilerinizi sıfırlayın, Varşova ile ilgili internette yazılan ultra abartılı yazıları kale almayın öyle gidin. Sonuçta bir başkent daha gördüm dersiniz, ben öyle yapıyorum mesela 🙂

Vize gerekli mi?
Evet vize gerekiyor Schengen vizesi ile ülkeye giriş yapabilirsiniz.

Çantamızda neler olmalı?
Her zamanki klasik tavsiyem su, muz ve küçük atıştırmalıkların yanına birazda renk almanızı tavsiye ederim. Evet yanlış okumadınız renk. Şehir gri tonlamalı, her yer gri havada gri. Renkli bir şey gördüğünüzde onda bile bir grilik var gözünüze perde iniyor sanki. Bunlara ek olarak birde iyi bir mont tavsiye ediyorum. Varşova soğuk bir yer, her yönden sopsoğuk bir yer.

Nerede konaklanmalı?
Ben konaklamadım, o yüzden konaklama için bir önerim olmayacak fakat size tavsiyem sizde konaklamayın. Sabah erkenden gidin gezin ve çıkın. Zaten birkaç gün kalınabilecek bir yer değil. Farklı illeri gezilebilir fakat Varşova’da birkaç gün kalacak kadar yapılacak şeyler bulamazsınız.

Ne yenir ne içilir?
Bir diğer mutfak kültürü sıfır başlangıcına hoşgeldiniz… Fransız özentisi bir mutfak gibi geldi bana ama oldukça başarısız bir örneği. Dumpling adlı sevimli, küçük hamur toplarıda dahil olmak üzere mutfakları ile ilgili güzel hiçbir şeye denk gelmedim. Et severim hatta etçilimdir son derece fakat Polonyalılar et yapmasını bilmiyorlar. Gelip bizden ders almalılar, çok ciddiyim. Kahve konusunda ise yine bir şey yok. Standart kahve zinciri mağazalardan, her yerde içebileceğiniz standart bir kahve içebilirsiniz.

Hatıra olarak ne alınır?
Hatıra olarak çini deniyor fakat bizdeki çinilerin yanında bunlara bakılır mı bilemedim. Belkide ben çiniden anlamıyorumdur. Hediyelik eşya çok fazla var. Hediyelik eşya alabilirsiniz, kadınlar için incik boncuk çok fazla var. Bunların haricinde ben birşey göremedim inanın. Tabi magnetimi aldım 🙂 Fakat onu alırkende satıcı kadınla aramızda biraz tuhaf bir gerginlik oldu. Ben Kültür ve Bilim Sarayı magneti almak istedim bana başka magnetler gösterdi iyi tamam farklı olsun dedim tam çıkarkende farkettimki aldığım magnet şehri ifade eden bir magnet değil hatta alakasız bir magnet. Değiştirmek istedim haliyle. Tabiki dedi ama suratında tuhaf bir sinirlenmek üzere ifadesi vardı. Seçin ordan dedi bu kez hiç ilgilenmeden seçtim, küçük poşete bakmadan salladı ve çıktım. Sonradan öğrendim ki Polonyalıların arasında bu yapıyı hakiakten sevmeyen kişiler çok fazla. Kültür ve Bilim Sarayı’nın şehrin simgesi gibi görünmesinide istemiyorlar. Daha doğrusu ben öyle hissettim belkide başka bir durum vardır bir Polonyalı ile detaylı konuşmak lazım.

İnsanlarla iletişim nasıl?
İnsanlarla iletişim biraz sıkıntılı olabiliyor. Tabi burda genelleme yapmak yanlış olur ama karşılaştığım insanlarda durum pek parlak değildi. İngilizce bilmeyen çok fazla insan var. Bilipde bilmiyorum diyenlerde olabilir bilemiyorum ama genellikle bilmeyenlerle karşılaştım. Genel davranış şu şekilde; parayı ver, satın almak istediğini al ve git. Soru sorma, sohbet etmek, sadece para ver ve git…

Ne zaman gidilmeli?
Kış aylarında çok soğuk olacağını düşünürsek eğer, yaz aylarını tavsiye ederim. Polonya hakikaten soğuk bir ülke. Hem havası hem insanları buz gibi.

Mutlaka görülmesi gereken yerler nereleridir?
Kültür ve Bilim Sarayı, Old Town (Stare Miasto), Her ne kadar ben gitmemiş olsamda, daha doğrusu girmemiş olsamda içeriye; Łazienki Królewskie Müzesi, Varşova Üniversitesi Kütüphanesi, Wilanow Sarayı.

Peki ne kadar zaman ayırmalıyız?
1 gün yeterli bir süre. Eğer vaktiniz varsa ve sevdiyseniz Varşova’yı iki günde geçirilebilir. Bence, Polonya’dayken Krakow’u görmek çok daha mantıklı bir seçim olacaktır. Çünkü, Varşova beklentilerinizi karşılamayabilir.

varşova seyahat rehberi, Varşova şehir rehberi, varşova seyahat rehberi, Polonya önerileri, varşova seyahat rehberi, Varşova gezi rehberi, Varşova seyahat rehberi, Varşova öneri rehberi, Varşova seyahat rehberi, Varşova seyahat rehberi, Varşova seyahat, Varşova gezi,varşova seyahat rehberi, Varşova, Varşova seyahat rehberi, Warsaw, varşova seyahat rehberi, Polonya, Varşova seyahat rehberi, Poland, Varşova seyahat rehberi, varşova tarihi yerler, varşova seyahat rehberi, varşova önerileri, varşova seyahat rehberi, gri şehir, varşova seyahat rehberi,varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi, varşova seyahat rehberi