Seyahatteyim

Helsinki Seyahat Rehberi
12 günde 9 ülke adını verdiğim seyahatimin ilk durağı olan Helsinki’deyim. Helsinki, Finlandiya’nın başkenti ve en büyük şehri. İner inmez büyük bir sessizlik, sakinlik, dinginlik ve enteresan bir huzur sizi sarıyor. Havalimanından AirPort Bus her 20 dakikada bir kalkıyor. Ücret olarakda 4-5 euro gibi bir rakam veriyorsunuz. Çok sürmeden şehir merkezine geliyorum. Şehir merkezi tabi bizim bildiğimiz şehir merkezi mantığından oldukça uzak. Neden derseniz çok sessiz ve çok az insan var. Daha doğrusu olması gerektiği gibi ama İstanbul’dan gelmiş birine bu çok az geliyor haliyle. Dikkatimi ilk çeken şeyler ise, caddelerin temizliği ve insanların hafif ürkek hareketleri oluyor. Bir soru sorduğunuzda hafif irkilme var nedenini tam anlayamadım. Belki benim komple esmer olmamdan kaynaklanıyor olabilir.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 01
Şehir merkezinden yürümeye başlıyorum ve çok geçmeden şu meşhur yağız delikanlıları görüyorum. Garın girişindeki bu heykellerin güzel bir pozunu çekemiyorum çünkü tadilat var. Oldukça heybetli duran bu arkadaşları, mimar Eliel Saarinen tasarlamış ve yapı 1919 yılında hizmete açılmış. Finlilerin buluşma noktası olan bu gar şehrinde simgelerinden biri durumunda.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 04
Her zamanki gibi gezilecek yerler ile ilgili listem hazır Triposo’da. Açıyorum uygulamayı ve kendime bir yürüyüş yolu belirliyorum. Gardan sonra ilerlemeye devam ediyorum. Şehri yürüyerek gezmek her zaman olduğu gibi büyük bir haz veriyor her adımımda. Hele birde medeniyetin gelebildiği en üst noktalarından birindeyken. Görülecek yerler listemde olan Kiasma Museum’a ulaşıyorum fakat giremiyorum çünkü kapalı.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 02
Hiç sıkılmıyorum hemen karşısında bulunan Music Centre’ye doğru ilerliyorum. Fakat orada dikkatimi çeken fazla bir şey bulamıyorum.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 03
Music Centre’nin hemen yanında küçük bir mola veriyorum. Hemen karşısındaki Parliament House‘u görüyorum. Klasik bir mimariye sahip olsada heybetli bir görünüşü olduğunu düşünüyorum. Sanırım çevresinde başka bir yapının olmayışı bunu sağlıyor.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 05
Bir sonraki durak Finlandia Hall. Yapının bahçesine giriyorum ve inanılmaz sessizlik ve sükunetin burada tavan yaptığını farkediyorum. Sadece bir insan ile karşılaşıyorum. Nedendir bilinmez insan yok çevrede, sanki biri bana şaka yapıyormuş gibi. Az biraz etkileniyorum binadan, ama çok değil az biraz. Ön kısmında yığılı toprakları ve inşaat makinalarını görünce bir kez daha yıkılıyorum iyi bir kare çekememekten. Sanırım Finlandiya’nın tadilat haftasına denk gelmişim.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 09
Bir süre daha yürüdükten sonra güzel bir göle varıyorum. Adını telafuz etmekte zorlanıyorum birde siz deneyin isterseniz Töölönlahti. Çevresinde uzanan yolda insanların yürüyüş ve koşu yaptığı, içinde ördeklerin yüzdüğü, bisiklet yolundan da insanların bisikletleriyle gezdiği hakikaten güzel bir yer. Burada huzur depomu fullüyorum ve yoluma devam ediyorum. Bu arada ördekler hiç pas vermiyor onuda söyliyim size hiç boşuna uğraşmayın.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 06
Yürümeye devam ediyorum, Triposo’nun bana gösterdiğine göre oldukça yakın bir yerde Sibelius Anıtı bulunuyor. Listemdeki en fazla merak edilen yapı bu anıt. Güzel bir yürüyüş yolundan sonra büyük bir parkın içinde bulunan anıtı görüyorum. Fin besteci Jean Sibelius’un adının verildiği parkın ortasında bulunan bu çarpıcı çelik yapı bestecinin anısına yapılmış ve onu yüceltmiştir. Eila Hiltunen tarafından tasarlanan anıt, dalgayı andırıyor. Havada asılı yüzlerce çelik borudan oluşan anıt, 1967 yılında gözler önüne serildiğinde soyut sanatın yararları hakkında ulusal çapta öfkeli tartışmaların fitilini ateşlemiştir. Ortaya çıkan büyük çaplı protestolar anıta Sibelius’un gümüşi büstünün, anıtın sağ tarafına eklenmesiyle sonuçlanmıştır. İnsanları anlamak hakikaten çok zor…

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 10
Helsinki’nin huzurlu sokaklarında yürümeye devam ediyorum ve listemde olmayan güzel yapılar görmeye devam ediyorum. Sibelius parkının çıkışından kıyı şeridine ulaşıyorum ve Väinämöisen puisto parkına doğru yürümeye devam ediyorum. Kıyı şeridi o kadar güzel o kadar huzurlu ve o kadar sessizki yürürken ses çıkarmamaya çalışıyorum. Tekrar büyük bir parka geliyorum ve bu parkta bir sürü kaz, ördek ve onların benzeri hayvanın parkı istila ettiğini görüyorum. Yaşlıca bir kadın bebek arabasıyla geçmeye çalışıyor, gülümsüyor bana ördekleri göstererek. Tabi bende aynı şekilde gülümsüyorum bu manzara karşısında. Daha sonra istilacılar yola çıkıyor ve trafiği felç ediyorlar! Demeyi çok isterdim ama burada trafik kalmamış, o yüzden felç edilecek bir trafik ya da bir araba göremedim. Bir bisikletli vardı ama o da çok zorlanmadan geçti istilacıların haşin bakışları arasından… Daha sonra eski bir mezarlığın içinden geçiyorum. Mezarlığın bitiminde tekrar kıyı şeridi ve güzel yolculuğuma devam ediyorum.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 11
Yürüyüşüm sırasında birçok insanla karşılaşıyorum tabi. Kimi bisikletle, kimi koşarak, kimi köpeğiyle geçiyor yanımdan. Köpeklerin beni görünce kuyruk sallayıp yanıma gelmek istemelerine sahipleri çok şaşırıyor. Bu daha önce Oslo’da başıma gelmişti ve Oslo’daki köpek sahibide çok şaşırmıştı. Hayvanların, insanlardan çok daha büyük sezgilere ve duygulara sahip olduğunu bir anlasak zaten… Neyse o başka bir yazının konusu olabilir biz devam edelim. İlerledikçe farkediyorumki sol kısmımda kalan evlerde insanlar oturuyor. Birkaç kişinin evinden çıkıp küçük sevimli limanlarına gidip tekneleri ile gezme hazırlığı yaptığını görüyorum. Belki işe tekneleriyle gidiyorlardır olabilir hiç şaşırmam buna.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 07
Hemen hemen her binanın kapısında gördüğüm bu aleti paylaşmak istiyorum. Kendisi sanırım ayakkabı temizleme fırçası. Fakat ben bu şehirde çamurla karşılaşmadım neyi temizliyor tam olarak anlamadım. Sanırım kış dahada bastırdığında ortalıkta bir çamurlanma meydana geliyor ve devreye bu arkadaş giriyor. Kendisine “Ayak-Fırç” adını veriyorum ve ilerliyorum.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 08
Bir mola daha verdikten sonra akşama bineceğim geminin yerine doğru ilerliyorum. Güzel yollardan geçmeye devam ediyorum. Sokaklarda insan sayısının arttığını farkediyorum. Bir enteresan gelen nokta ile daha karşılaşıyorum. Genç ve gençlikten çıkmak üzere olan ben yaşlardaki insanların, kaldırımlarda ayakta durup, önlerinde bira kasaları bira içmeleri tuhaf geldi. Sahil var kıyıda çok güzel yerler var neden kaldırımda ayakta durarak? Bira kasalarını taşıyan birde arabamsı alette var. Bizdeki pazar arabalarına benzeyen. Bununda nedenini çok geçmeden anlıyorum. Limana yaklaştığımda gördüğüm bu görüntünün nedeni gemi ile Estonya’ya gidip, alışverişini yapan ve genelde alkol ve sigara alan gençlerin olduğunu görüyorum. Fiyat bakımından oldukça ucuz olduğunu ve insanların alışveriş için Tallinn’e yani Estonya’ya gittiklerini öğreniyorum.

helsinki seyahat rehberi helsinki seyahat rehberi Helsinki Seyahat Rehberi helsinki 12
Bu görüntüyü sadece İzmir ve İstanbul’da görürüm diye düşünürdüm ama yanılmışım. Güzelim denizin, güzelim manzaranın ve denizin içine etmek bize özel değilmiş. Şehirlerin en güzel yerine bu saçma sapan demir yığınlarını koyma mantığı burada da varmış. Medeniyet çok üst düzey ama kapitalizm daha üst düzeymiş demekki. Bu berbat manzarayı daha fazla görmek istemediğimden şehrin ara sokaklarında ekstra bir yürüyüş yaparak almayı unuttuğum magnetimi almak için ilerliyorum. Nede olsa zamanım var diye birde kahve molası veriyorum.

Gemiye binmek ve biletimi almak için liman kalabalığına girince Helsinki’nin en kötü yerinin limanı olduğuna karar veriyorum. Alkolik gençliğin büyük bir kısmı son derece sarhoş ve son derece kaba. Sigara içenler ise görevlilerin uyarılarını hiç dikkate almıyorlar ve kapının tam girişinde içiyorlar. Yarı kapalı bir yer olduğundan ortamda resmen bir duman var ve hiç abartmıyorum içeri girerken 1-2 sigara içmiş gibi oluyorsunuz. Hemen hemen hiçbir yerinden ırkçılık yada kötü bir bakış ile karşılaşmadan Helsinki seyahatimi bitiriyorum derken burada bulunan ergenlerle romantik olmayan bakışmalara girişiyoruz. Onlar bana girişmeden, internetten satın aldığım biletimi onaylatıp, bekleme salonuna giriyorum. İçeride boş bir yer buluyorum ve oturuyorum. Ve saat geliyor gemiye binmek için oldukça uzun bir yol yürüdükten sonra gemimize binip gidiyoruz. Gemide herhangi bir koltuk sırası mantığı yok bulduğun yer senindir var. Güzel bir yer buluyorum hem fiş olan hemde wifinin en iyi çektiği. Kendime güzel bir yer hazırladıktan sonra ayaklarımı cama doğru uzatıyorum ve karanlıkta olsa denizi seyrederek Tallinn’e doğru gidiyorum.

Son söz olarak…
Finliler eğitim konusunda bir numara oldukları gibi medeniyet, yaşam standartları, şehirleşme, görgü, ahlak gibi konularda da oldukça iyiler. Dünyanın en iyisi oldukları eğitim alanında her yıl kendilerini geliştiriyorlar. Eğitim konusu bir ülkenin en önemli konusu ve ne yazık ki Türkiye’ninde büyük bir sorunu. Finliler eğitim konusunu çok ileri bir seviyeye getirmiş durumdalar. Ayrıntılı olarak neler yapmışlar incelemek isterseniz buradaki yazımı okuyabilirsiniz. Kendi hallerinde güzel güzel yaşayan, hemen hemen hiçbir devlet yada milletle sıkıntısı olmayan sakin ve sessiz bir ülke Finlandiya. Orda yaşamak istermisin derseniz bilemiyorum çok sıkıcı gibi geldi ama dediğim gibi İstanbul gibi bir karmaşadan sonra öyle gelmesi çok normal diye düşünüyorum ve buraya zamanla alışılır diyorum. Finlilerin tek bir hatası olmuş bana sorarsanız o da microsoft gibi bir şirkete güvenip, ellerindeki en büyük markayı yani Nokia’yı satmaları olmuş. Sonuç olarak huzurlu, sakin, sessiz, doğa ile içiçe, eğitimde dünyanın bir numarası bir ülke… Daha ne olsun?

Vize gerekli mi?
Evet vize gerekiyor Schengen vizesi ile ülkeye giriş yapabilirsiniz. Benim daha önceden İsveç’den alınmış vizem olduğundan bir sorun yaşamadan ülkeye giriş yaptım. Girişte polis bana kalacağım yeri sordu kalmayacağımı akşama gideceğimi söyledim ve bana gideceğim yerleri söylememi istedi. Birde Türkiye dönüş biletimi göstermemi istedi normal olarak. iPadden biletime baktı, teşekkür etti ve güzel bir yolculuk diledi.

Çantamızda neler olmalı?
Su, muz ve küçük atıştırmalıklar iyi olur. Giysi olarak ise sağlam bir mont şart. Hem yağmurdan, hemde soğuk iskandinav rüzgarından koruyacak iyi bir mont olmalı. Ayakkabı seçiminizde önemli yürüyüşde size sıkıntı yapmamalı.

Nerede konaklanmalı?
Bilmiyorum 🙂 Çünkü ben konaklama yapmadım. Tam bir gün geçirdim ve Estonya’ya geçtim. Zaten şehir bir günde fazla fazla geziliyor hemde yürüyerek. Benim sırtımda çantam olmasına rağmen hiç yorulmadım diyebilirim.

Ne yenir ne içilir?
Hiçbir şey! Evet çok ciddiyim mutfakları diye bir şey yok Finlilerin. Yemek konusu onlar için bir yükümlülük resmen. Ellerinde olsa hayatlarından çıkartırlar eminim bundan. Kahve konusunda beni etkilemeyi başaramadılar. Finli biri okursa kızacak bana ama İsveç bu konuda çok çok daha iyiydi. Finliler İsveçlileri sevmiyormuş bu arada haberiniz olsun…

Hatıra olarak ne alınır?
Tabiki magnet 🙂 Başka ne olabilir ki? Fazla masraf yapmamaya özen gösterilim lütfen…

İnsanlarla iletişim nasıl?
Genel olarak çok iyi, hiç bir sorun yaşamadım liman haricinde. Ama limandaki insanlarında sarhoş ve son derece ergen olduğunu hesaba katarsak sıfır sorun diyebiliriz.

Ne zaman gidilmeli?
Kesinlikle yaz aylarında gidilmeli Haziran ve Temmuz. Ben Ekim ayında gittim ve hiç üşüyen biri olmamama rağmen soğuğu hissettim. Üzerimde bir gömlek birde sağlam bir Nort Face montum olmasına rağmen.

Mutlaka görülmesi gereken yerler nereleridir?
Finlandia Hall, Kiasma Müzesi, Parliament House, Sibelius Anıtı, Helsinki Cathedral ve Töölönlahti Gölü.

Peki ne kadar zaman ayırmalıyız?
1 gün yeterli diyorum. Hemde fazlasıyla yeterli bir zaman. Eğer derseniz biz Finlandiya’nın üst kısımlarını köylerinide gezeceğiz doğa ile iç içe zaman geçirmek istiyoruz, araçda kiralayacağız işte o zaman en az 1 hafta diyorum.

Helsinki seyahat rehberi, Helsinki şehir rehberi, Helsinki gezi rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki öneri rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat, Helsinki gezi, Helsinki, Finlandiya, Fin, Finland, Helsinki seyahat rehberi, Finlandia, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi, Helsinki seyahat rehberi